Saçıma Kına Yakmaya Nasıl Karar Verdim…

Bugün yatarken sadece mor soğanı hatırladım. Gülsem mi bilemedim ağlasam mı???

2021 son çeyrekteyiz ve 2019 marttan beri kör olası covid ve pandemi sürecindeyiz. Hatta ülkecek ciddi ekonomik gerçeklikler de tüm bu efsane sürece eşlik ediyor. Biz de bu dönemi, pandemiyi herkesin yaptığı ve olması gerektiği gibi evimizde geçirirken… bir gün baktım ki saçlarım hala uzamak istiyor vede uzuyor. Beyaz saçlarım çıkıyor ve bunu bana yapamazsın diyemiyorum. Röfle sever biri olarak bu sarıların devamını nasıl getireceğime dair fikir sahibi olamıyorum. Bir süre direniyorum, direniyorum ama nereye kadar. Öyle bir izolasyon modundayız ki, kışlık evi bırakıp gelmişiz, öyle bir ruh hali ki; ayda bir kez alışverişe çıkıyoruz, maske ve eldiven olmadan bir şey tutamıyoruz. Saç o kadar ama o kadar konu dışı ki. Zaten bir çok iş yerinin faaliyeti durdurulmuş. Yani bu koşullarda sen gitmek istesen dükkan kapalı.

İşte tam bu noktada çok ta parlak olmayan bir fikir buluyorum. Fikrin bir ilginçliği yok. ilginç olan tarafı cesaret istemesi, çünkü saçlar röfleli.

Karar veriyorum… Cesur olduğum için değil, mecbur olduğum için. Kına yakacağım.

Yok emin değilim, hayır eminim, yani aslında tam bilemiyorum ama bir şeyler yapmam lazım iç konuşmalarından sonra aktara gidip bir miktar kına edinmeye karar veriyorum. Nasıl yapılacağı ve sonucunun ne olacağı konusunda hiç fikrim yok. Sanıyorum ki kırmızı olacak çünkü internette öyle diyor. İnanmayın ona, internetin her dediğine sakın inanmayın… öyle bir şey yok. Bu bir kimya. Bir miktar sarı boyayı ve kırmızı boyayı bir kenarda karıştırın ve ortaya çıkan turuncu sizin saç renginiz. Şükürler olsun ki saçımın her yerine uygulayacak kadar şuursuz değilim. Arka altta bir tutam denemek ne kadar zeki olduğumu kanıtlıyor aslında. Sonuç bir facia. Marjinal kişilikleri çok severim ama ben onlardan biri olamadım hiçbir zaman. Başkalarının ne düşündüğü bir noktaya kadar hep umrumda oldu ve eğer saçımı bu renge boyarsam bu benim sosyal statüme darbe indirebilirdi. Evet yapmadım. Bir yere kadar. Beyazlarım çıkmaya ben araştırmalarımı sürdürmeye devam ettim. Turuncu olan tutamımın üzerine bir daha uygulama yaparsam renginin koyulaşabileceğini düşündüm, çünkü mantık bunu söylüyordu. Aynı anda da yeni ve görünmeyen bir alanı da farklı bir karışım yaparak boyamaya karar vermek… işte bu zekamın parladığı kısımdı. Kendimle bu araştırmacı kişiliğimden dolayı gurur duymadığımı söylersem yalan olur. Turuncu olan kısım idare edere dönmeye başlayınca Allahım dedim sonunda ışığı görebiliyorum. Ben de artık bu beyaz saçlardan kurtulup bir kınalı kuzu olabileceğim.

Öylede oldu. Sokağa çıkma yasaklarının başladığı günlerde kına stoğu yapıp haydi dedim. Zamanıdır. İlk uygulamada çok uzun süre kınayı saçımda beklettim ki renk koyulaşsın ama tabiki bu bir kendini kandırıştı. Ev halkından sadece yorum yapmamalarını ve dik dik bakmamalarını rica ettim. 1 hafta aralarla 2. 3. ve 4. boyamaları yapınca baya idare eder oldu. Artık ben bir ateş topuydum fakat asla bir portakal değildim. Kısa aralarla yaptığım bu saç boyamalar baya işime yaradı. Hatta kendimi o kadar aştım ki internet üzerinden saç kesme videoları bulup röfleli kısımları uzadıkça kesmeye ve kendi saçımı bırakmaya başladım. Aman Allahım ben neler yapıyordum böyle. Tabi söylemeye gerek yok eşimin saçlarını da kesmeye hatta model falan yapmaya başladım. Saç artık biz de tırnak kesmek gibi bir mevzu haline geldi. Hey pandemi hey…

Normalleşmeler başladı fakat ben o kadar memnundum ki halimden kuaföre gitmek aklıma dahi gelmedi. Sadece ilk günden beri içime sinmeyen bir ton tutturamama durumu var onu çözemiyorum. Değişik formüller deniyorum yok olmuyor.

Sonra bir gece, bir arkadaşım var rüyamda gördüm. Mesaj yazayım dedim ne yapıyor acaba…. Aklıma onunda saçına kına yaktığı ve tonununda çok güzel olduğu geldi. Neden daha önce aklıma gelmediğine şaştım. Pek tabi tarifini aldım. O nasıl bir şey, benim yaptığımın yanından geçmiyor. Baya bir formülasyon. İçindekileri temin etmek zamanımı alacak. Cevizin yeşil kabuğu lazım mesela ama mevsimi biteli de 1 ay olmuş. Gel bul şimdi. İnternetten baktım her normal insan gibi. Gözünü sevdiğim interneti yok yok gerçekten. Ama dedim ki nasıl olsa yarın bir çarşıya gideceğim ilk önce bir aktara bakayım yoksa sipariş veririm. Boşuna kargo falan uğraşmayayım şimdi. Bulamazsın dedi aktar. Çünkü olsa zaten onda kesin olurdu. Teşekkür edip çıktım. Tam marketin önünden geçerken yine aklıma geldi. Dedim ki evde mor soğan yok. Tarifin içinde o da var. Kabuğunu koyacağız. 2 gündür de alışveriş yapıyorum. Toptan alıyorum her şeyi. İçeri girdim, mor soğan özel bir muamele görür gibi hasır bir sepetin içerisinde, tek bir adet. 1 tane. Sordum devamı yok. Kimse gelmeden sonuncuyu alayım işimi görür sonuçta dedim. Sepetin içinde bir kaç kabuk parçası kalmış, etrafıma bakındım, çaktırmadan onları da attım torbaya. Bana onlar lazım malum. Biraz bakındım, kasaya gelmişim, elimde tek bir mor soğan. Arkamda bir bey. Buyrun dedim. Olur mu hanımefendi siz buyrun… bu centilmenlik dedim bugün bana fazla. Kasiyere dedim ki…. devamı yok herhalde, maksat ucundan da olsa karizmayı kurtarmak,,, bilemiyorum dedi. Hüzünlü bir baktı. Ekonomik krizsel bir dönemdeyiz malum. Artık şekeri, yağı, hatta türk kahvesini kotayla alıyoruz. Ne kadar dedim. Bakmadı kasiyer, 1 lira dedi. Verdim. Tek bir mor soğan alıp çıktım. Aklımdan çıkmadı o mor soğan.

internetten sipariş ettiğim ceviz kabuklarım gelince kına karışımımı hazırlayıp saçımı boyayacağım ve muhtemelen tek bir mor soğan aldığım gün ülkemin neler yaşadığını unutmayacağım.

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Seda'S dedi ki:

    Reblogged this on tam benlik seyler.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s